”Gökten İndiği Sanılan Kitaplar” Sözü İstismarı

featured

Günümüzde Atatürk düşmanlığı, öyle ayyuka çıktı ki Atatürk’ün bir konuşması basına verilerek; Atatürk dinsiz, ataist ve din düşmanı ilan edildi.

Önce şunu açıkça söylemek isteriz: Kimin dinsiz ve din düşmanı olduğunu, yalnız Allah bilir.

Bizler karşımızdaki kişiye, ”Benim dini inancım yok.” demediği sürece, asla din adına yargılayıp, bu dinsiz kararını veremeyiz.HERKES HESABINI ALLAH’A VERECEK,BUNA BİZLER MÜDAHALE EDİP FİKİR YÜRÜTEMEYİZ.

Bu makalemizde,Atatürk’ü dindar bir insan göstermek gibi bir niyetimiz yoktur.Hiç kimseyi din adına yargılayamayız, dindar yada dinsiz diye itham edemeyiz.Çünkü bunu ALLAH yasaklamış ve ”KİMİN TAKVACA ÜSTÜN OLDUĞUNU, DOĞRU YOLDA GİTTİĞİNİ YALNIZ BEN BİLİRİM.” DEMİŞTİR.

Daha düne kadar, hocaefendi diyerek önünde saygıyla eğildikleri zatın, nasılda din düşmanı olduğunu hepimiz gördük. Bu bizlere örnek olmalıdır.

Atatürk’ün meclisteki bir konuşmasının bir bölümü alınarak, Atatürk dinsizdi deniyor. Konuşmasından bir bölüm nakledilmiştir , ama her ne hikmetse bu konuşmaların tamamı topluma verilmiyor.Onun içinde konuşmadan alıntı yapacağımız sözlerin, ilk bakışta ne anlama geldiği konusu farklı şekillerde yorumlanabilir, yanlış anlamlar yüklenebilir.

Ne yazık ki art niyetli kişiler, dinde kendi nefislerinde kanıt yaratmak içinde, aynı yönteme başvurup, ayetlerde geçen kelimeleri cımbızlayıp, farklı anlamlar verebiliyorlar.

Atatürk’ün konuşmasından alıntı yapalım.“Bizim devlet idaresindeki ana programımız, CHP programıdır.Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır.Fakat bu prensipleri, GÖKTEN İNDİĞİ SANILAN KİTAPLARIN DOĞMALARI ile asla bir tutmamalıdır.Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.” Atatürk, bahsettikleri manada asla söylemesi mümkün olmayan sözlerle, kendilerince mahkûm edilmeye çalışılıyor.

Biliyorlar ki bu iftiralara, kendisi mezarından kalkıp cevap veremez. Unuttukları ona inanan ve güvenen neslin, asla yok edilemeyeceğidir.  Atatürk’ün burada bahsettiği, gökten indiği sanılan sözleri, Said-i Nursi’nin kendisine, Allah katından indirildiğini iddia ettiği söylemleri üzerinedir.

Said-i Nursi, Risale-i Nur da yazılanlar için, ”Onlar Allah katından kalbime indirildi, benim düşüncelerim değildir.” diye iddia etmektedir. Bu sadece Said Nursi ile alakalı değil , eğer Celaleddin Rumi’nin Mesnevi isimli eseri ile bazı vahdeti vücud inancına sahip insanlar eserlerindeki bu tarz sözler içinde geçerlidir.

Bu sözlere her Müslümanın karşı çıkması gerekirken, bunlara itiraz eden, Atatürk’e karşı tavır alınmış, ona iftiralar atılmıştır.BU VE BENZERİ ZİHNİYETE, DÜŞÜNCEYE İSTER ATATÜRK İSTERSE BAHSEDİLEN KİŞİ OLSUN, EĞER BUNLARA YA DA BENZERLERİNE İNANIYORSA, MUTLAKA ALLAH’A HESAP VERECEKTİR. 

Bizler din adına tarafsız olmalı (MÜSLÜMANCA DÜŞÜNMELİ) ve işimize geleni görmezden gelerek, yanlışı asla savunmamalıyız.DİN ALLAH İLE KULU ARASINDADIR, ARAYA ELÇİLERİ BİLE GİREMEZ, LÜTFEN BUNU UNUTMAYALIM. 

İlginç olan din adına bazı konularda Atatürk’e karşı olanlar, Said-i Nursi ve benzerlerinin eserlerindeki bu yazılan sözlere ve söylenenlere suskun kalmışlar ve onların kitaplarını okumaya devam etmişlerdir.

Atatürk bu dogmalara, dayatmalara karşı çıkışını gösteriyor. Şöyle düşünelim biran : Atatürk kabrinden kalktı ve bu sözlerinden dolayı kendisine iftira atanlardan şikayetçi olarak, mahkemede yüzleşiyor ve hâkim Mustafa Kemal Atatürk’e şöyle bir soru soruyor; “SEN ALLAH’IN GÖNDERDİĞİ KUR-AN’A KARŞI MI BU SÖZLERİ SÖYLEDİN ?” demiş olsa, sizce Kuran’ı toplum anlasın diye Türkçeye tercüme ettiren Atatürk, nasıl bir cevap verir?

Şöyle bir cevap vermesi, sizce de mümkün değil mi?”Bu sözler ve düşünceler, şahsıma hakarettir, iftiradır. Benim sözlerimden, nasıl olur da Allah tarafından gönderilen Kuran’ı kast ettiğimi anlarsınız.

Konuşmamda,Allah ve onun gönderdiği Kur’an dan bahsediyor muyum ? DİKKAT EDERSENİZ, KONUŞMAMDA TEK BİR KİTAPTAN DEĞİL, BİR ÇOK KİTAPLARDAN BAHSEDİYORUM”   Çok doğru, Kur’an ve Allah kelimesi asla geçmiyor konuşmada. Birçok kitaplardan bahsediliyor. Tabi bu hayali bir savunmadır, gerçek olur ya da olmaz. Onun içindir ki kişileri, özellikle ölmüş kişilere dinsiz, imansız ithamında bulunamayız.

Karşı savunma avukatı, bu sözler karşısında kalkıp, şunları söylediğini var sayalım. “Allah’ın gönderdiği Kur’an ismini söylemiyorsunuz, ama gökten indirdiği sanılan kitaplardan kasıt Kur’an’ dır. İlhamını gökten ve gaipten gelenden değil, hayattan almış bulunuyoruz sözleri ile de Kur’an’ı kast ediyorsunuz.” dediğini düşünelim.

Acaba bu sözleri dinleyen Atatürk, sizce bu sözler karşısında, nasıl cevaplar verirdi? “Benim kimden ve hangi kitaplardan bahsettiğimi ve ne maksatla bu sözleri söylediğimi, siz kendi düşüncelerinizde yorumlayarak, kendi değer yargılarınızla bu değerlendirmeyi yapıyorsunuz.

Bunlar benim sözlerim, düşüncelerim değildir. Bu konuda açık kanıtınız nedir, benim Kur’an’ı inkâr maksadıyla söylediğimden nasıl emin olabilirsiniz?

Siz bu soruyu önce, Kur’an’ın dışından kendisine vahiy geldiğini söyleyen, SAİD-İ NURSİ VE BENZERLERİNE SORUN !

ONUN VE ONUN GİBİLERİN İDDİASINA CEVAPTIR BENİM SÖZLERİM. BENİM, BU MAKSATLA SÖYLEMEDİĞİMİN KANITI KUR’AN’DIR. Çünkü Kur’an hayat kitabıdır, tabiat kanunlarıdır. Gaip yani nereden geldiği, ne durumda olduğu belli olmayan kelimesini de Kur’an için kullanmam mümkün değildir. ÇÜNKÜ KUR’AN’IN ALLAH KATINDAN GELDİĞİ ÇOK AÇIKTIR.”

”Bahsettiğim kitapların, Kur’an dışından sözlerin, Allah katından kendisine indirildiğini iddia eden O şahsa ve şahıslara karşı çıkacağınıza, onlara karşı duran, bu sözlerine itiraz eden, bana karşı olup, bana söylemediğim sözleri isnat edip, iftiralar atmaya çalışıyorsunuz.”

“Gaip kelimesi, yani bilemediğimiz, emin olamayacağımız bizlere tebliğ edilmeyen, hakkında bilgimiz olmayan, emin olamadığımız bilgiler için söylenir. BENİM İLHAM ALMADIĞIM, ALMAK İSTEMEDİĞİMDEN KASTIM, KUR’AN DEĞİLDİR. BENİM KAST ETTİĞİM, BATILIN VE HURAFENİN, ATALAR DİNİNİ DAYATARAK, BUNLAR DA ALLAH KATINDANDIR , DEDİKLERİ SÖZLERDİR, İNANÇLARDIR, DOGMALARDIR. 

Allah’ın kitabını bir kenara bırakıp, Allah ne emrediyorsa tam tersini din diye topluma sundukları bilgiler, bizler için rehber değildir, emin olamayacağımız bu bilgilerden ilham alamayız.”

“Hatırlayınız Peygamberimiz, mahşer günü ne söyleyeceği örneği veriliyordu Kur’an da? “BENİM ÜMMETİM KUR’AN I TERK ETTİ.” İşte bizim isyanımız, bu terk edilişedir.

Bizler Kur’an’ın yerine koymaya çalıştıkları hayatın, doğanın gerçekleri, kanunları ile bağdaşmayan, bunlar da Allah katından indirilmiştir dedikleri beşeri fikir ve sözlerden, onların kitaplarından asla ilham almayız, almayacağız da. 

ÇÜNKÜ BU KURAL VE HÜKÜMLER, ALLAH’IN EMRETTİĞİ YAŞAMINA, YARADILIŞ KURALLARINA, ALLAH’IN KOYDUĞU TABİAT KANUNLARINA, HAYATIN ÖZÜNE AYKIRIDIR. ONUN İÇİN BİZLERİN İLHAM ALACAĞI YAŞAMDIR, ALLAH’IN BİZLERE SUNDUĞU EŞSİZ HAYATTIR, ALLAH’IN TABİAT KANUNLARIDIR.

Bugüne kadar toplumların geri kalması, insanların acı ve ızdırap çekmesi, Allah’ın FITRATIMIZA KOYDUĞU kanunlarını bir kenara koyup, kendi dinlerini yaratıp, Allah’ın koymadığı kuralları, bunlar da Allah katındandır , denmesi nedeniyledir. İşte bizler bu gidişe dur diyoruz ve ALLAH’IN YARATTIĞI YAŞAMDAN,TABİAT KANUNLARINDAN,HAYATIN GERÇEKLERİNDEN İLHAM ALIYORUZ. BU DA KUR’AN’IN TA KENDİSİDİR.”

“Bugün bizlere din diye sundukları, ne Kur’an’dır ne de Allah katındandır. Hepsi hurafe ve sanılara dayalı bilgilerdir , YANİ DOGMADIR. DOĞRULUĞU DENEYDEN GEÇMEMİŞ,SINANMAMIŞ, HAYATA GEÇİRİLDİĞİNDE HUZUR VE MUTLULUK VERDİĞİ HİÇBİR ÖRNEK YOKTUR.

Onun içinde bu tür dogmalarla toplumu yönetmek yerine, doğrudan doğruya Allah’ın yarattığı eşsiz hayat gerçeklerinden örnek alıyoruz, ilham alıyoruz.Kur’an hayatın bu gerçeklerini yaşamamızı bizlere emreder.” Tekrar hatırlatmak isteriz, bu hayali bir savunmadır, doğruda olabilir yanlışta.

Bu savunmayı yapan Atatürk’e karşı, sizce tarafsız bir hâkim, nasıl bir cevap verir ve kararını nasıl açıklar?  Yorumunu siz okuyucularımıza bırakıyoruz.

Bu konuşmada açıkça söylenmemiş, açıklanmamış bir konuda yorum yaparak, topluma liderlik yaparak ülkeyi düşman işgalinden kurtarıp, halkın en zor anında toplumu tek yumruk yapan Lider Mustafa Kemal Atatürk’e karşı dinsiz , imansız damgası vurmak, saygısızlığın vefasızlığın açık bir örneğidir. 

DİN ADINA BİZLERİ YARGILAYACAK, YALNIZ ALLAH’TIR. BİZLER KENDİMİZİ ALLAH’IN YERİNE KOYUP (HAŞA), HÜKÜM VEREMEYİZ. ATATÜRK EĞER İNANÇSIZ BİR İNSANSA, BUNUN HESABINI KENDİSİ ALLAH’A VERECEKTİR. HİÇ KİMSENİN GERÇEK İNANCINI BİZLER BİLEMİYORSAK, ONU YARGILAMAKTA BİZLERE DÜŞMEZ. 

Tekrar hatırlatmak isteriz, din adına öyle güvendiğimiz insanlar vardır ki, kendisini dindar biliriz ama dinsizin, inançsızın ta kendisi olduğu anlaşılır çok sonra. Yine öyle insanlarla karşılaşmışızdır ki dinsiz zannettiğimiz insanın, aslında inancını için için yaşadığını, çok iyi bir insan olduğunu çok sonra anlarız.

ONUN İÇİNDİR Kİ ALLAH’IN UYARDIĞI GİBİ, ”SİZ KENDİNİZİ DÜZELTMEYE BAKIN, ÇÜNKÜ EN DOĞRU YOLDA GİDENİ YALNIZ BEN BİLİRİM,BEN YARGILARIM.” DİYOR RABBİMİZ. İlginçtir, Atatürk’ü dinsizlikle suçlayanların büyük bir kısmı, Said-i Nursi’nin ve benzerlerinin yine bana ilham yolu ile vahiy geldi , geliyor diyenlerin kitaplarını okuyan ve onları dindar bir Müslüman olarak kabul edenlerdir.

Atatürk ise bu tür şahısların fikirlerini kabul etmediği gibi, kendisinin yazdıklarının, Allah katından yazdırıldığını söylemesini tenkit edip, karşı çıkan bir insandır. SİZCE BU DURUMDA,HANGİSİNE DİNSİZ DEMEK GEREKİR !?

Hatırlatmak isteriz, Peygamberimiz ÜMMİYDİ yani Allah’ın yolundan sapmış batıl ve hurafeleri din edinmiş Yahudi ve Hristiyan toplumuna tabi olmamıştı.

YAHUDİ VE HRİSTİYANLAR PEYGAMBERİMİZE, KENDİLERİNDEN OLMADIĞI İÇİN İNANÇSIZ, DİNSİZ DİYORLARDI. AMA ONUN ALLAH KATINDA GERÇEK BİR İMAN EDEN OLDUĞUNU, DOĞRULARIN VE GERÇEKLERİN ARAYIŞINDAKİ ÇABASINI ALLAH MÜKAFATLANDIRDI VE ONU RESUL OLARAK SEÇTİ.

Lütfen Allah’ın Resulü’nü örnek gösterdiği bu özelliğini göz ardı etmeyelim ve hiç kimseyi dinsizlikle suçlamayalım.

YARGILAYACAK, HESAP SORACAK OLAN YALNIZ ALLAH’TIR. Herkesin dini inancını yalnız Allah bilir. Bizler, din adına Mustafa Kemal Atatürk’ün diğer konuşmalarından yola çıkarak, Atatürk’ün dinsiz, inançsız ve Kur’an düşmanı olacağını asla  düşünmüyoruz. Ama tekrar söylüyoruz gerçeği, doğruyu yalnız Allah bilir.

Eğer dine karşı, inançsız bir insansa, bunun hesabını Allah’a vermekten kurtulamaz. KİŞİLERİN İNANÇLARINI BİZLER ASLA SORGULAYAMAYIZ, KENDİ DEĞER YARGILARIMIZLA KARARLAR VERİP, KİŞİLERİ DİN ADINA SUÇLAYAMAYIZ.

Bizlerin yapacağı, gözlemleyeceği, topluma karşı faydalı bir insan olup olmadığıdır. Çünkü Allah başarıyı, doğru yolda olan insanlara nasip eder. Ne yazık ki bu yanlışı, günümüzde de çok yapıyoruz, bazı kişileri dindar, bazı kişileri dinsiz ilan ediyoruz. Tabi hep yanılıyor ve acısını da çok çekiyoruz. Yakın geçmişte bunun örneğini gördük ve toplum olarak büyük acılar çektik. 

Allah hayatın gerçeklerini anlamamız için, Kur’an’da bizlere yarattığı tabiatı örnek verip; ”Göklerde ve yerde neler var, bakın kurduğum eşsiz düzeni anlamaya çalışın, aklınızı kullanın ve ders alın.” der bizlere. Toplumu yönetenlerin de adaletle yönetmesini emreder.

İşte size hayattan, yaşamın gerçeklerinden örnekler. Ama beşerin, mezheplerin getirdiği FIKIH inancı, hayatın gerçeklerinden çok uzaktır. Düşünebiliyor musunuz, bir kişi zina yaptığında, taşlanarak öldürme emrini Kur’an vermemiştir.

Dogmaların yaşandığı, beşerin yarattığı dinin kurallarıdır. Atatürk kurduğu devletin kanunlarında, asla böyle inançlara yer olmadığını açıkça bildirmiştir. 

Bir bölümünü verdiğimiz konuşma 1 Kasım 1937’de, Meclis’in açış konuşmasında söylenmiştir. Dikkatle üzerinde düşünmenizi istediğim konu ise, bu sözlerinden sonra meclisin tamamında alkışlar yükselmiş, asla hiç kimse bu sözlere itiraz etmemiştir. 

Yani, Ata’nın bu sözlerinden, salonda bulunan hiçbir milletvekili, Kur’an’a hakaret ediliyor, din düşmanlığı yapılıyor, anlamını çıkarmamışlardır.  Bu sözlerden dolayı Atatürk’e dinsiz diyenler, o gün meclisteki tüm milletvekillerine de aynı hakareti, iftirayı yaptıklarını bilmelidirler.

Atatürk din eğitimi almış, Kur’an’ı anlayarak okuyan bir insandı. Onun içinde gerçek İslam’ın, batıldan ayrılması için uğraş vermiştir.

Atatürk’ün dine bakışını, bakın ilk Diyanet İşleri Başkanı Sayın Rıfat Börekçi, hatıralarında nasıl anlatıyor. Bu bilgi Diyanet İşleri Başkanlığı kayıtlarındandır.

“Atanın huzuruna girdiğimde, beni ayakta karşılardı. Utanır, ezilir, büzülür. ‘Paşam beni mahcup ediyorsunuz’ dediğim zaman, ‘ DİN ADAMLARINA SAYGI GÖSTERMEK, MÜSLÜMANLIĞIN İCAPLARINDANDIR.’ BUYURURLARDI. Atatürk şahsi çıkarları için, kutsal dinimizi siyasete alet eden, cahil din adamlarını sevmezdi.” (Not: Atatürk ve din eğitimi- Ahmet Gürtaş- Diyanet İşleri Başkanları Yayınları. S- 12)

Hayatımızda bizler hep kolayı seçiyor ve karşımızdaki kişileri araştırmadan , soruşturmadan, istediğimiz yargıya varıyoruz.

Bu da açık bir iftiradır. Hatırlatırız ki Allah bunu yasaklamış, buna benzer dedikoduları yapmayı, ölü kardeşinin etini yemeye benzetmiştir. Gelin kolayı değil, zoru seçelim. Bir kişi hakkında yorumlar yapmadan, bir isnatta bulunmadan önce, onu dikkatle araştıralım, açık kanıtlar arayalım.

Bir kişiyi sevmeyebiliriz, ama o kişiye karşı kinimiz ve nefretimiz, Allah’ın adaletli olun, uyarılarının önüne lütfen geçmesin. 

“Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. BİR TOPLUMA OLAN KİNİNİZ, SAKIN HA SİZİ ADALETSİZLİĞE İTMESİN.” (Maide 8)

Son olarak da Atatürk, o meşhur söylevindeki ”…CHP’nin prensiplerinin, gökten indiği sanılan kitapların (Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi anlamındaki) dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır.” şeklindeki ifadesiyle CHP’nin prensiplerinin bir kutsal kitap dogması gibi kabul edilmemesi gerektiğine, dolayısıyla değişebileceğine dikkat çekmiş ve zımmen (Diğer kutsal kitaplarda da olduğu gibi) Kur’an-ı Kerim’in gökten inen yada inmesi istenen bir kitap olmadığını açıkça ifade eden Nisâ Suresi-153. Ayetine işaret etmiştir. Söz konusu ayetin meali ise şu şekildedir:

“Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Onlar bundan daha büyüğünü Mûsâ’dan istemişler, “Bize Allah’ı apaçık göster” demişlerdi de bu haksız davranışları yüzünden onları hemen yıldırım çarpmıştı. Bilâhare kendilerine açık deliller geldikten sonra buzağıyı (tanrı) edindiler; biz bunu da affettik. Ve Mûsâ’ya apaçık bir delil verdik.”[Nisâ -153]

Not: Ayrıca bu konuyu gündeme getiren Mustafa Kemal Atatürk ve Tarih üzerine Halil İnalcık , İlber Ortaylı ve Sinan Meydan gibi büyük tarihi şahsiyetlerin eserlerinde yer verdiğini bildirmekle birlikte Sinan Meydan’ın bu konuda delilleri ile ele almış olduğu yazısını sitemize eklediğimizde  link olarak bu başlığın içerisine de ekleyeceğiz. Dilerseniz Google üzerinden siz de araştırma yapabilirsiniz.

”Gökten İndiği Sanılan Kitaplar” Sözü İstismarı

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. 6 ay önce

    İslam Ve Mustafa Kemal | Canlı Yayın Sohbetleri |
    ( LİNK KURALLAR GEREĞİ YASAKTIR )

    Cevapla
    • Yönetici 6 ay önce

      Öncelikle verdiğiniz linki inceledim kıymetli kardeşim hoca efendiyi dinledik ama klasik söylemlerden malesef uzak duramamış ve videosunun altında yorum olarak da ”Mustafa Kemal Atatürk büyük bir dindardı ve islama mensuptu senin verdiğin örnekler yetersiz olduğu gibi Mustafa Kemal Atatürk’ün islam dinine yaptığı binlerce hizmet var bunları görmemizliken gelip iftira atmakla olmuyor.Zamanında bizlerde cok düşmandık hamd olsun ne zaman kuran ve sünneti ögrendik bu işten vazgectik.Sloganik kelimelerle birilerinin oyunlarına ortak olamayın.İngilizlerin ve Abd’nin müslümanları kırdırpa projesi MUSTAFA KEMAL Üzerinden yapılır bir tarafta MUHAFIZAKARLAR BU ÜLKENİN KURULMASINDA VE BÜGÜN AYAKTA KALMASINDA EN ETKİN ROLU OYNAYAN LİDER ATATÜRK’Ü OSMANLICILIK VE İSLAM ADI ALTINDA KARALATMAK ÖTEKİ TARAFTAN DİNSİZ OLANLARA BU MUHAFIZAKARLAR YOBAZIN TEKLİ DİYE İSLAM’A VE OSMANLIYA KARŞI AYAKLANDIRMALAR.BUNLARI GÖRMEYECEK KADAR BASİRETİNİZ KAPALI İSE BİLEMEM BUGÜN PİYASADA BAŞTA İNGİLİZ UŞAGI KADİR MISIRLIOGLU GİBİ YALAN VE HATTA TARİHCİ BİLE OLMAYANLARI DİNLER VE SAHTE DELİLLER İLE BU ÜLKENİN BAGIMSIZLIK MÜCADELESİNİ VEREN VE ALLAH NASİP ETMİŞ LİDERİ DE OLMUŞ OLAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’E İFTİRA ATMANIZ SİZE BİR YARAR SAĞLAMAYACAKTIR. Bir cok yorumda batı kültürünün islam ile alakası yok vb yorumlar yazmış bu konuları araştırın batı kültüründen Mustafa Kemal Teknolojiyi ve cağdaşlığı bu ülkeye getirdi.Hamd olsun müslümanız kuran ve sünnete uyuyoruz. Namazımızı da kılıyoruz Bügün batı kültürüne sövüp hacca giden batı kültürünün ucakları ile gidenler oradan batı kültürü telefonla batı kültürünün uygulamaları ile selfi ceken aslan mücahidlik yaptığını sananlar malesef ki hatalara düşmüştür.Bu videoyuda internet sitemizde Tarih köşesi bölümünde bir kardeşimiz yorum yapıp link bırakmış ve ona istinaen fırsat bulup gecenin 02:36 sında buraya bırakıyorum.” şu sözlerimizi ekledik.Bu konuların devamı gelecektir sabırla bekleyelim ve takip edelim inşallah dua ve selam ile.