Hz.Muhammed (s.a.v)’ın Kâbe’yi Ziyaret (Hicrî 7. Yıl)

featured

Konumuzun başlıkları :  Kâbe’yi Ziyaret, Müslümanların Yüksek Ahlâkı, Halid b. Velid ve Amr’ın Müslüman Olmaları.

a) Kâbe’yi Ziyaret

Bir yıl önce yapılan anlaşma gereğince Müslümanlar bu yıl Mekke’ye gidecekler, Kâbe-i Muazzama’yı ziyaret edeceklerdi. Zilkade ayı girince, Hz. Peygamber Müslümanlara Kâbe’yi ziyaret için hazırlanmalarını söyledi.

Bütün Müslümanlar buna sevindiler. Muhacirler, doğup büyüdükleri yurtlarına gideceklerdi. Anlaşma gereğince Mekke’ye silahlı girmeyecekler, yalnız yol için lazım olan kılıçları kınlarında sokulu bulunacaktı.

2.000 Müslüman böylece yola çıktı. Kureyşliler, Müslümanların geldiklerini duyunca şehri tahliye ettiler, etraftaki tepelere çadır kurdular.

Uzaktan Müslümanları seyrediyorlardı. Levha hazindi: 7 yıl önce Kureyş ulularının öldürmeye and içtikleri o zat, tek başına ölüm çemberini yararak aralarından çıkmış, uzak bir diyara gitmişti.

Başladığı kutsal davasında büyük Allah’ın desteğine nail olarak devam etmiş, O’nun hak davetine uyan koca bir tevhid kitlesinin önüne düşmüş, işte şehre giriyordu!..

b) Müslümanların Yüksek Ahlâkı

Mekkeliler, Müslümanlara Medine havası yaramadığından zayıf düştüklerini söylemişler; bunu yalanlamak için Hz. Peygamber başı dimdik durarak koşa koşa yürüdü, Müslümanlar da aynı hareketi tekrarladılar. Müşriklere parmak ısırttılar. Ziyaret ve tavaf işi tamamlanınca kurbanlarını kestiler.

c) Halid b. Velid ve Amr’ın Müslüman Olmaları

Müslümanların Mekke ziyareti Kureyş üzerinde çok iyi tesir bıraktı. Müslümanların temizliğini, ahlâklarının güzelliğini, İslâm Dini’nin yüceliğini gözleriyle gördüler

. Velid oğlu Halid Müslüman olmaya karar verdi ve bu kararını Kureyş’ten gizlemeye hiç lüzum görmeyerek Kureyşlilere:

– Aklı başında olan herkes anladı ki, Muhammed sahir veya şair değil, O hak peygamberdir. O’na vahyolunan Allah kelamıdır, dedi.

Ebu Cehil’in oğlu İkrime, Halid’in bu sözlerine şöyle mukabele etti:

– Sen de mi atalarının dininden dönüyorsun? Sabii oluyorsun?

– Ben Sabii olmuyorum, Müslüman oluyorum.

– Kureyş içinde bu sözü söylememesi gereken biri varsa o da sensin!

– Neden?

– Neden olacak, Müslümanlar babanın şerefini yıktılar, amcanı, amcanın oğlunu öldürdüler. Ben, senden böyle şeyler beklemezdim.

– Bunlar cahiliyet eseri şeylerdir. Ben gerçeği anladıktan sonra Müslüman oluyorum.

Halid’in bu kararını Ebu Süfyan duyunca hemen Halid’i buldu ve bu haberin doğru olup olmadığını sordu. Halid bunu doğrulayınca Ebu Süfyan kızdı ve:

– Eğer bunun doğruluğuna inansaydım, Muhammed’den önce seni haklardım dedi.

Halid buna şu cevabı verdi:

– Doğru söylüyorum ve sana rağmen Müslüman oluyorum. Halid, bir pervane gibi İslâm’a koştu ve Medine’nin yolunu tuttu. Yolda As oğlu Amr’a rastladı, ona Müslümanlığı kabule gittiğini söyledi.

O da aynı düşüncede olduğunu, İslâmiyet’i kabul etmeye karar vermiş olduğunu söyledi. İkisi beraber Medine’ye gittiler ve Hz. Peygamber’in huzuruna girerek Müslümanlığı kabul ettiler.

Halid, Kureyş’in süvari kumandanı idi. Uhud Harbinde Kureyş’i galip çıkaran o idi. Bu değerli kumandan bundan böyle İslâm’a hizmet edecek, Mute Harb’inde askeri maharetini göstererek Müslümanları düşmana yendirmeyecektir. Hz. Peygamber ona “Seyfullah”, Allah’ın Kılıcı ünvanını verdi.

Hz.Muhammed (s.a.v)’ın Kâbe’yi Ziyaret (Hicrî 7. Yıl)

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir